25 Kasım 2009 Çarşamba

"before you slip into unconsciousness, I'd like to have another kiss..."

Bu öğlen, süprizleri sevdiği için sihirli bir kupa yaptırdım. Üzerine aşağıdaki resmi bastırttım. Ve de resmin arkasında kalan kısma The Doors'un Crystal Ship'inden bi cümle yazdırttım. Sonra da ofisine gönderdim. Kupaya sıcak bi içecek koyduğunda, melek ve yazılar belli olacak.

23 Kasım 2009 Pazartesi

..............IN DARK AND SMOKY ROOMS
I HEAR YOU SINGING TO ME................

22 Kasım 2009 Pazar

hep bi cadılar bayramı partisine katılmayı istedim....

21 Kasım 2009 Cumartesi

A Must List!

(bu gibi bişi)
her yer paketçik! evimi paketliyorum. yani aylık parasını ödeyip kaldığım daireyi.. duvara asılı küçük, siyah yaşlı cadı kadını paketledim, kuzenimin hediye ettiği kırmızı feneri paketledim, kupalarımı, rüya kapanlarımı, porselen bebeği... Taşınacağım daire için Pukka adı altında açılan dekorasyon mağazasından öne doğru eğilerek uzayan lambederlerden beğendim: metal başın iç kısmı kırmızıya boyanmış, bir de siyah-lake çerçeveli bir ayna... ayna koridor, lambeder oturma odası için. Çünkü: aydınlıkta oturmayı sevmiyorum, geceleri evimde loş bir ortam yaratıp, elime bi kupa kahve alıp, kitap okumak çok hoşuma gidiyor.

Bu şehrin her yanı iniş-yokuş. Düz vitesle yokuş kısımda kırmızı ışıkta kalkarken hiç hata yapmamam gerekiyor. daha bi sürü şey: çeviri yapmalıyım, eşyaları kolilemeliyim, ihtiyaç listesi yapıp alışverişe gitmeliyim, temizlikçi kadın bulmalıyım, oturduğum sokağı videoya çekmeliyim, nakliyeci ayarlamalıyım, vesair vesair.......

14 Kasım 2009 Cumartesi

asabiyet

rüyamda bir adam vardı. arabamı çalmış ancak büyü gücüyle... ve aslında sadece beni kendi yanına getirmek için oynadığı bi oyunmuş bu. tuhaftı. stephen king filmi izlemek gibiydi. Mesela Yüzyılın Fırtınası'nı izlemek gibi...

korku filmi izlemeyi seviyorum. ama kabus görmeyi sevmiyorum. korku filmi sevmeme rağmen izledikten sonra karanlıktan korkmaya başlıyorum; dolayısıyla gözlerimi kapatmaktan da...

"saygısız!": anne-babaların çocuklarına sarf ettikleri sözcükler içinde en nefret ettiğim... anne-babalar çocuklarının her türlü kaprisini, ağızlarından düşüncesizce dökülen kelimeleri, sergiledikleri agrasif tavırları hoş görmek zorundadır. çocuklarını, içinde bulundukları psikolojiyi değerlendirmeden saygısızlıkla itham etme hakları yoktur. hem doğur-dünyaya getir, sonra da kendi kaprislerinle boğ onu; yok öyle yağma!

08 Kasım 2009 Pazar

MERCAN
NEFES
MASAL
He-Man yine gösterilmeye başlamış, çok mutlu oldum. Dekorasyon işleri de şimdilik keyifli gidiyor. Bu kadar keyif alacağım daha önceleri pek aklıma gelmiyordu. Menekşe moru, açık leylak ve pudra pembesi geniş mekanlara sahip oldum. Oturma odası masası, sandalyesi, koltukarı, perdeleri ve aksesuarlarındaysa kırmızı ve siyah hakim. Kapılar, beyaz renk. Daha halledilmesi gereken detaylar mevcut. Sakin sakin ilerlemesi daha iyi oturmasını sağlıyor. Sonucu ben de merak ediyorum.