08 Kasım 2009 Pazar

MERCAN
NEFES
MASAL
He-Man yine gösterilmeye başlamış, çok mutlu oldum. Dekorasyon işleri de şimdilik keyifli gidiyor. Bu kadar keyif alacağım daha önceleri pek aklıma gelmiyordu. Menekşe moru, açık leylak ve pudra pembesi geniş mekanlara sahip oldum. Oturma odası masası, sandalyesi, koltukarı, perdeleri ve aksesuarlarındaysa kırmızı ve siyah hakim. Kapılar, beyaz renk. Daha halledilmesi gereken detaylar mevcut. Sakin sakin ilerlemesi daha iyi oturmasını sağlıyor. Sonucu ben de merak ediyorum.

Alain de Botton

"İnsanlarda başka hiçbir canlıda olmayan ikiye bölünme yeteneği vardır, hem davranabilir hem de bu davranışları dışardan izleyebilirler - düşünce işte bu ayrımdan doğar. Ancak insanın kendisinin aşırı farkında olmasından kaynaklanan hastalık da izleyen ile izlenenin bir türlü birleşememesinden, yani bir hareketi yaparken o hareketi yaptığını unutamamaktan doğar. Bir uçurumdan gayet rahat atlayan ve altının boş olduğunu fark edene kadar düşmeyen çizgi film karakterinin durumuna benzetilebilir bu - farkına varır varmaz ölümü boylar kahramanımız. Rahat insanlar, kendini fazlasıyla düşünenlere kıyasla ne kadar şanslıdırlar, özne/nesne ayrımını düşünmedikleri gibi, sürekli bir aynanın varlığını ve kendilerini sorgulayan bir üçüncü gözün ... temel benliği sürekli gözlediğini, değerlendirdiğini ya da salt baktığını hissetmezler."

Aşk Üzerine

26 Ekim 2009 Pazartesi

Bir insan 7 saat otobüs yolculuğu boyunca nasıl pozisyon değiştirmeden durabilir, bunu aklım hiç almıyor. Dün gece 00.00'da otobüse bindim, tını mını yola koyulduk. İşte kontroller yapıldı, içecekler dağıtıldı. Bir güzel sütlü kayfemi neyi içtim. Derken bir buçuk saat kadar sonra uyku üzerime bindi. Sağa sola kaykılıp, ellerimi yastık niyetine kullana kullana uyumalara başladım. 2-3 saatte bir uyanıyorum, yan tarafımdaki kız nasıl bıraktıysam hala öyle! Ne başını eğmiş, ne ellerini kavuşturmuş... Nasıl oluyor yahu? Sabah oldu baktım hatun halen dimdik ve gururlu. Bu şekilde de yolculuğunu tamamladı. Hayretler yani hayretler hayretlerrr!!! Öpüyorum.

20 Ekim 2009 Salı

"Her odayı farklı bir renge boyamak istiyorum" dedim. Ve her odanın bir duvarını da farklı bir renge.. Mesela mutfakla birleşen oturma odasının duvarları istridye kremi, yatak odası leylak, misafirlere ayrılacak geniş odaysa pudra pembesi olabilir. Hem aydınlık olması hem de sıcak bir atmosfere sahip olması açısından.. Gülümsedi.
mischa: "Nostaljik ve bana özgü bir mekan olsun lütfen!"
adam: "Sabırlı olun küçükhanım, tüm düzenlemeler bitip tüm detaylar hallolduktan sonra pişman olmicaksınız."
GÖRCESSS

10 Ekim 2009 Cumartesi

"12. ... - yaşamıma o sabah saat on bir buçukta giren birisi uğruna - ölecekmişim gibi hissediyordum.
13. Böylesi bir hızla aşık olunuyorsa, bunun nedeni belki aşık olma arzusunun, aşık olunan kişiden önce gelmesidir - gereksinim, kendi sonucunu doğurmuştur. Aşığın ortaya çıkması önceden duyulan (ama hemen bütünüyle bilinçaltında yatan), birisine aşık olmak gereksiniminin ikinci bir evresidir yalnızca - aşk açlığımız o birisinin özelliklerini şekillendirir, arzularımız onun üzerinde billurlaşır. (Ne var ki dürüst yanımız, bu yanılsamaya meydan okumaktan geri kalmaz. Aşığın, gerçekten de hayalimizdeki gibi olup olmadığı, aşksızlık çekmemek için kaçınılmaz olarak yarattığımız bir halüsinasyon mu olduğu yönündeki şüpheler yoklar bizi an an.)"

Alain de Botton (Aşk Üzerine, 5. Baskı, sayfa 20)

06 Ekim 2009 Salı

"-Evet yavrucuğum. Soruna tersten bakıyorsun. İnsan tutkulu olmaya ne kadar çok çalışırsa, tutku bittiğinde o kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Yapılması gereken can sıkıntısını aramaktır, böylece sıkıntıdan patlamadığını görüp şaşırabilirsin her zaman. Tutku 'kuramsal' olamaz, normal olması gereken sıkılmaktır - tutku ise pastanın üzerindeki kiraz."

Aşkın Ömrü Üç Yıldır (sayfa 132)